Veda Hutbesi(Türkçe, Tam Metin)

Veda Haccı’nda Bütün İnsanlığa Hitaben
Hz. Muhammed s.a.’in Yaptığı Konuşma

Allah’a hamd olsun. O’nu över, O’na şükrederiz. O’ndan medet umarız. O’ndan bağışlanma dileriz, tevbe ederek O’na itaate yöneliriz. Nefislerimizin kötülük telkinlerinden ve kötü ameller işlemekten Allah’a sığınırız. Allah kime doğruyu gösterirse, kimse onu hak yoldan uzaklaştıramaz. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına özgürlük tanırsa, kimse ona doğruyu gösteremez. Tek Allah’tan başka tanrı olmadığını, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında ortağı bulunmadığını kabul ve tasdik ederim. Muhammed’in O’nun kulu ve Rasûlü olduğunu kabul ve tasdik ederim.1Ey Allah’ın kulları, size Allah’a sığınmanızı, emirlerine yapışmanızı, günahlardan arınmanızı, azabından korunmanızı öğütlerim. Size tekrar tekrar, O’na itaati tavsiye ederim. Sözlerime hayırlı olanla, O’nun izni ve yardımıyla başlıyorum.2Ey insanlar! Ben sizin hepinize, Allah’ın; emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur ettiği tek yetkili Rasûlü-yüm. Beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. Bu yıldan sonra, bir daha burada sizinle buluşup buluşmayacağımı bilemiyorum.3 Ey insanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya lâyık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya lâyıktır, dokunulmazdır. Ancak İslâm’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.4Benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzurlu yaşamaya devam edesiniz. Sakın haksızlık ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye âlet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rıza göstermeyin. İyice anlatabildim mi? Allah’ım, sen de şahit ol.5Ashabım! Siz Rabbiniz’in huzuruna varacaksınız, size işlediğiniz bilinçli amellerin hesabını soracak. İyice tebliğ edebildim mi? Allah’ım, sen de şahit ol.6Ey insanlar, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, azabından korunun. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gaspederek insanların haklarını zâyi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Ülkede, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmakta ve küfürde ileri gitmeyin.7Ashabım! Emanet ilişkilerinde,aranızda güvene dayalı belgesiz, rehinsiz alışverişlerde,ticari muamelelerde, kendisine güvenilen taraf, vade dolduğunda sorumluluğunu yerine getirsin, borcunu ödesin.Size hediye verene hediye ile karşılık verin. Kefil borçlu gibidir. Borcun ödenmesi gerekir.8 Soyunuzdan sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. İşlediğiniz bilinçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. Ben bütün insanlara da, size de aynı şeyleri söylüyorum.9Cahiliye döneminin faizli alışverişleri kaldırılmıştır. Yüce Allah, kaldırılan ilk faizin, Abbas b. Abdilmuttalib’inki olmasını emretmiştir. Ancak anaparalarınız sizindir. Ne siz haksızlık edebilirsiniz, ne de haksızlığa uğratılacaksınız. Allah, faizli alışverişin yapılmayacağını icrası kesin hüküm haline getirdi. Kaldıracağım ilk faiz amcam Abbas b. Abdilmuttalib’in faizli alış verişlerindeki faizdir.10Ey insanlar! Hangi ayda, hangi günde, hangi ülkede olduğunuzu biliyor musunuz?11 (İnsanlar, saygıya lâyık korunan bir günde, dokunulmazlığı olan ülkede ve bir ayda, dediler)Ey insanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya lâyık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya lâyıktır, dokunulmazdır. Ancak İslâm’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır.12Ashabım! Şunu belirteyim ki, cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal davaları, kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır.13Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır, kaldıracağımız ilk kan davası, Âmir (İyâs) b. Rebîa b. el-Hâris b. Abdülmuttalib’in kan davasıdır. O Sa’d b. Leysoğulları’nda süt anneye verilmiş bir çocuktu. Hüzeyl, onu öldürdü.14 İyice tebliğ edebildim mi? (İnsanlar; elbette tebliğ ettin, dediler)Allah’ım sen de şahit ol. Burada bulunanlar sözlerimi bulunmayanlara iletsin.15Kâbe hizmetkârlığı ve hacıların su ihtiyacını karşılama dışında cahiliye döneminden süregelen yetki mirasları lağvedilmiştir. 16Kasten adam öldürmenin cezası, kısastır. Kasten öldür-meye benzeyen cinayet, sopa ve taşla öldürmedir. Diyeti, yüz devedir. Kim daha fazlasını isterse, o İslâm’ı benimsemeyen cahiliye dönemini özleyen biridir. En büyük Allah düşmanı, kendisine herhangi bir kastı olmayan birini sebepsiz yere öldürendir, kendisine el kaldırmayana sebepsiz yere vurandır.İyice tebliğ edebildim? Allah’ım, sen de şahit ol.17Ey insanlar! Sizi uyarıyorum, herkes yalnızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Suçlu evlâttan dolayı baba sorumlu tutulamaz, suçlu babadan dolayı evlât da sorumlu tutulamaz.18Ey insanlar! Şeytan, sizin bu topraklarınızda kendisine tapınılmasından ümit kesmiş bulunuyor. Ancak, bunun dışında-ki önemsiz gördüğünüz davranışlarda, aranızda çıkardığı fitne fesatla sizi birbirinize düşürdüğünde sözünün dinlenmesinden hoşnut olacaktır. Dininizde sebat ederek, dininize sahip çıkarak, şeytanın, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların, şeytanî düzenlerin vesvesesinden, dalaveresinden kendinizi koruyun.19Ey insanlar, yalan yere Allah’ın adını anarak yemin etmeyin. Yalan yere Allah adına yemin edenin yalanını Allah açığa çıkarır.20Ey insanlar! Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenli sistemine girerek seyrediyor. Ayların sayısı, onikidir. Dört tanesi, savaşın haram olduğu aylardır. Bunlardan üçü birbiri peşinden gelir. Biri tektir. Bunlar Zilka’de, Zilhicce, Muharrem ve Cumâde’l-âhire ile Şaban arasındaki Mudar kabilesinin adını koyduğu ay Recep’tir.Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı gün, Levh-i Mahfuz’da tesbit ettiği kayıtlarda, Allah katında, ayların sayısı on ikidir. On iki aydan dördü savaşın haram olduğu aylardır. İşte bu haram aylarla ilgili hüküm, insanlığı, insanî değerleri ve düzeni ayakta tutan dinin, medeniyetin, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şerîatın hükmüdür. Bu aylarla ilgili Allah’ın koyduğu yasakları çiğneyerek kendinize, birbirinize zulmetmeyin.İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah’a ortak koşan müşrikler nasıl size karşı topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlara karşı topyekün savaşın. Bilin ki, Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlarla, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlerle, müttakîlerle beraberdir.Saldırmazlığın gelenek haline geldiği, Allah’ın savaşı haram kıldığı ayları erteleyerek, yerlerini değiştirerek, on iki aya ay ilâve ederek, hileli takvim düzenlemek, kesinlikle Allah’ın sene ve aylarla ilgili koyduğu hükmü inkârda ileri gitmektir. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin, bu yüzden hak yoldan uzaklaşmalarının, dalâleti tercihlerinin önü açılır. Erteleyerek, değiştirerek ilâve ettikleri aydaki savaşları, bir yıl helâl ve meşrû, bir yıl haram sayarlar. Allah’ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da, Allah’ın haram kıldığını helâl ve meşrû kılsınlar, isterler. Onların bilinçli kötü amelleri kendilerine süslenip güzel gösterilmiştir. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip, küfürde, nankörlükte ısrar eden bir kavme doğru yolu gösterme lütfunda bulunmayacak, başarı nasip etmeyecektir” (Tevbe, 9/ 36-37). Onlar bir yıl, Safer ayını helâl sayıyorlar, bir yıl Muharrem’i haram sayıyorlardı. Nesî (yıla ekleme), işte budur. Allahım, sen de şâhit ol.21Ey insanlar! Kadınlarınızın sizler üzerinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlardaki hakkınız, minderinize sizden başkasını oturtmamaları, meşrû tavsiyelerinizde size karşı çıkmamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söylememeleri kötü fiil ve davranışta bulunmamalarıdır. Şayet bunları yaparlarsa, Allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yataklarında tek başlarına bırakmanıza ve hafifçe, incitmeden vurmanıza izin vermiştir. Bunlardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşrû, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. Kadınların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkânına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. Siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Allah’ın emri ve hükmüyle onlarla ilişkiyi helâl edindiniz. Eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkınız yoktur. Onların serkeşliğinden ve şiddete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. Aşırı gitmeden hafifçe vurun. Onların yiyeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. Kadınların haklarına riayet konusunda Allah’ın emirlerine yapışın, azabından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarfedin. Hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin malî imkânlarını cömertçe harcamasınlar. Sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun. İyice tebliğ edebildim mi? Allahım, sen de şahit ol.22Ey insanlar! Meşrû şekilde sahip olduğunuz, üzerlerinde meşrû haklarınız ve düzgün insani ilişkileriniz olan köle ve cariyelerinize, iş aktiyle bağlı işçilerinize hayırla muameleyi size tavsiye ederim. Sofranızda bulunanları ölçü alarak onların karınlarını doyurmanızı, giydiklerinizi ölçü alarak onların giyimlerini sağlamanızı tavsiye ederim. Affetmeyi düşünmediğiniz bir suç işledikleri takdirde aranızda aynı cinsten suç işleyenlere uyguladığınız cezaları ölçü alınız. Onlara işkence etmeyiniz, onları cezalandırmayınız.23

Ey insanlar! Sözlerimi iyi dinleyin, iyi muhakeme edin. Bütün ırklara mensup müslümanların, müslümanların kardeşi olduğunu bilin. Bütün mü’minler kardeştir. Kimseye, gönül rızası olmadıkça, kardeşinin malı helâl değildir. Sakın kardeşine haksızlık etmesin, hile yapmasın, hâince davranmasın, onun hakkında gıybet etmesin. Yalan yere yemin ederek müslüman kardeşinin malını alan cehennemden kendisine yer edinsin. (İki veya üç kere) Burada bulunanınız, bulunmayanınıza bunu tebliğ etsin.23a

Müslümanın kim olduğunu size anlatayım mı? Müslümanların, dilinden ve elinden zarar görmediği kişidir.Mü’minin kim olduğunu size anlatayım mı? İnsanların mallarına ve canlarına zararı dokunmuyacağından emin olduğu kişidir. Muhacirin kim olduğunu size anlatayım mı? Kötülükleri ve günah işlemeyi terkeden kişidir.Mücahidin kim olduğunu size söyleyeyim mi? Allah’a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kişidir.Bu günün dokunulmazlığı gibi, mü’minin mü’mine zarar vermesi haramdır. Etini yeme mesâbesinde olan mü’minin mü’mini gıybeti de haramdır. Namus ve haysiyetine zarar vermesi de haramdır. Mü’minin yüzüne tokat vurmak da mü’mine haramdır. Onu itip kakarak incitmesi de haramdır. İyice tebliğ edebildim mi? Allahım, sen şahit ol.24Ey insanlar! Yeryüzü Allah ve Rasûlüne aittir. İnsanlar, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ deyip, benim Allah’ın Rasulü olduğumu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. İnsanlar Kelime-i tevhidi söyleyince, kanlarını canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslâm’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. Âhiretteki hesapları ise Allah’a aittir. Kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin.25Ey mü’minler, benden sonra küfre dönmeyin, birbirinin boynunu vuran kâfirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece aslâ hak yoldan uzaklaşmayacağınız apaçık dinî, ilmî, idarî, siyasî kuralları içeren Allah’ın kitabı Kur’an’ı ve Rasûlü’nün sünnetini bıraktım. Bunlarla amel ediniz, davranışlarınıza Kur’an ve sünneti yansıtınız. Bir de soyumdan yakınlarımı, Ehl-i beytimi bıraktım. İyice tebliğ edebildim mi? Allah’ım, sen şahit ol.26Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslâm’da insanlar eşittir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah’a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. Bir Arab’ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab’a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur. “Ey iman edenler, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idâre etmeniz, karşılıklı olarak, İslâmî kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alış-verişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, en çok Allah’a sığınanınız, emirlerine yapışanınız, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır (Hucurat, 49/13).Ey insanlar! Görünürdeki organları kesilmiş bir Habeşli bile başınıza getirilse, size Allah’ın kitabındaki hükümleri uyguladığı sürece, dinleyin ve itaat edin. İyice tebliğ edebildim mi? Allah’ım, sen de şahit ol.27(İnsanlar, evet, dediler)Burada bulunanlar, sözlerimi bulunmayanlara iletsinler.Ey insanlar! İyi dinleyin! Bütün peygamberlerin daveti geçmişte kalmış, görevleri sona ermiştir. Yalnızca benim davetim ve görevim devam etmektedir. Ben insanların ihtiyacı sebebiyle Rabbimin katında davetimi, görevimi kıyamet gününe kadar muhafaza ettim. Ben önceki ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim. Beni mahcup etmeyin, yüzümü kara çıkarmayın.28İyi dinleyin, bir kısım insanlar için elimden bir şey gelmezken bir kısmını kurtaracağım. Ya Rabbî eshabım, diyeceğim. Bana, senden sonra  din adına neler icat ettiklerini bilmiyorsun, buyuracak. Ben cennetteki havuz başında sizi bekleyen öncünüzüm.29Ey insanlar! Allah, her hak sahibinin hakkını, her vârisin, mirastaki payını belirlemiştir. Vârise vasiyet yapılamaz. Vasiyet terekenin üçte birini de geçemez. Çocuk meşrû eşe aittir. Zina edenin hak sahipliği sözkonusu değildir. Hâmisinin, âmirinin, ortağının, işvereninin, efendisinin sağladığı imkânlara nankörce davranan, Allah’ın Muhammed’e indirdiği Kur’an’ı inkâr ediyor demektir. Babasından başkasına mensubiyet öne süren veya efendisinden başkasını veli edinen, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğrasın. Böylesinin ne azabı geri çevrilir, ne ceza yerine fidye alınır.30Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri kesinlikle dinde aşırılıkları helâk etmiştir. Hacdaki amelleri, davranışları benden öğrenin. Bu seneden sonra bir daha haccedip edemeyeceğimi bilemiyorum. Bu öğütlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Öğütlerimin ulaştırıldığı bazı kimseler burada dinleyenlerden daha iyi anlayarak, daha iyi muhafaza edebilirler, nice kimseler uygulayarak daha mutlu olabilirler.31Ey insanlar! Allah sözlerimi işitip de belleyene, rahmetini merhametini ihsan etsin. Allah yüzünü ağartsın. Mânâ yüklü sözlerimi anlamadan ezberleyen birçok insan var. Derin mânâlar içeren sözlerimi bilen birçok insan, kendisinden daha yüksek anlayış sahiplerine bu sözlerimi ulaştırsın. Üç vasfa, üç davranışa sahip olan;Samimiyetle Allah rızası için dinî görevlerini yerine getiren, Müslüman idarecilere samimi davranan ve itaat eden, İslâm toplumunun birliğini ve bütünlüğünü koruyan mü’minle-rin İslâm’a hıyanet etmeyeceğini, kalplerinden İslâm’ı atmaya-cağını bilin. Bütün mü’minler gelecek nesilleri, İslâm ile şereflenme-miş insanları İslâm’a davet ederek İslâm’ı tebliğ ve davet görevini yerine getirmelidirler.32Benim dışımda benden sonra peygamber görevlendiril-meyecektir. Sizin dışınızda ümmet de olmayacaktır. Rabbinizi ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak rabbinize teslim olun, saygıyla rabbinize kulluk ve ibadet edin. Rabbinizin şeriatine boyun eğin, âdâbına, erkânına riayet ederek beş vakit namazı aksatmadan âşikâre kılın. Vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Ramazan orucunu tutun. Yöneticilerinize itaat edin ki rabbinizin cennetine giresiniz.33Ey insanlar! Yarın beni size soracaklar. Ne dersiniz? Peygamberlik görevimi yerine getirdim mi? Vazifemi yaptım mı?(Orada bulunanlar, evet yemin ederiz ki, tebliğ ettin, bize tavsiyelerde ve öğütlerde bulundun, böylece şehadet ederiz, dediler).Şâhit ol yâ Rabbi, şâhit ol yâ Rabbi, şâhit ol yâ Rabbi...Size selâm ve selâmet diliyorum, Allah’ın rahmet ve bereket ihsanını niyaz ediyorum.34(Sonra insanlara veda etti. Bunun üzerine insanlar, “bu veda haccı” dediler).

1 M. Hamidullah, Mecmûatü’l-Vesâikü’s-siyasiyye (Vesâik) 360; İbn
Abdirabbih 4/53-55. 2 Vesâik, 360. 3 Yakubî, 2/110; Vesâik, 360; Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, 10/180; Sa-
hih-i İbn Huzeyme, 4/255; Kur’ân-ı Kerîm, 7/158. 4 Vesâik, 361; Buhârî, “Hac” 132; “Megazi” 78; “Tevhid” 24, “Edahi”
5, “Fiten” 8; “Edeb” 42; Müslim, “Hac” 283; Müsned-i Ahmed,
7/ 307. 5 Müsned-i Ahmed, 7/307. 6 Müslim, “Kasame” 26; Müsned-i Ahmed, 7/307; İbn Sa‘d, 2/186. 7 Yakubî, 2/109-110; Kur’ân-ı Kerîm, 11/ 85. 8 Vesâik, 361, 364; İbn Mâce, “Sadaka” 9; Kur’ân-ı Kerîm, 2/283. 9 Yakubî, 2/109-110. 10 Vesâik, 361; Darimî, “Büyû‘” 3. 11 Yakubî, 2/109-110. 12 Darimî, “Menâsik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/330. 13 Müslim, “Hac” 132. 14 Vesâik, 361; Darimî, “Menâsik” 34; Müsned-i Ahmed, 7/376. 15 Vesâik, 361. 16 Vesâik, 361; Yakubî, 2/110. 17 Tirmizî, “Tefsürü’l-Kur’an” 10. 18 Vesâik, 361. 19 Vesâik, 367; Taberânî, Mu‘cemü’l-kebîr, 8/229. 20 Vesâik, 361, 365. 21 Vesâik, 361-362; İbn Mâce, “Menâsik” 84; Müsned-i Ahmed, 7/376;
Tirmizî, “Tefsîrü’l-Kur’an” 10; Kur’ân-ı Kerîm, 4/34. 22 Yakubî, Târîhu’l-Ya‘kubî, 2/109-110; Kur’ân-ı Kerîm, 16/24. 23 Vesâik, 364-367; Tirmizî, “Tefsîrü’l-Kur’an” 10; Yakubî, Târîhu’l-
Ya‘kubî, 2/110; Kur’ân-ı Kerîm, 49/12-13.

23a   Hakim, el Müstedrek 4/294-295

24 Yakubî, Târîhu’l-Ya‘kubî, 2/110; Vesâik, 363; Buhârî, “Cizye” 5;
“İkrah” 2; Müslim, “Cihad” 20. 25 Vesâik, 362, 365; Tirmizî, “Menâkıb” 32; Müslim, “Kasâme” 26;
Buhârî, “Hudud” 10; Yakubî, Târîhu’l-Ya‘kubî, 2/110; Muvatta‘, “Ka-
der” 3; Ebû Dâvûd, “”Talâk” 40; Dârimî, “Mukaddime” 24; “Talâk”
10; Müsned-i Ahmed, 1/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30. 26 Vesâik, 362; Müsned-i Ahmed, 9/127; Yakubî, Târîhu’l-Ya‘kubî,
2/110. 27 Neseî, Sünenü’l-kübrâ, 4/431 (7815. hadis); Müsned-i Ebî Avâne,
4/402. 28 Taberânî, Mu‘cemü’l-kebîr, 8/141; Vesâik, 367. 29 İbn Mâce, “Menâsik” 76. 30 Vesâik, 362; Müsned-i Ahmed, 6/207; Yakubî, Târîhu’l-Ya‘kubî,
2/110; İbn Hişâm, 4/219. 31 Ebû Dâvûd, “Menâsik” 77; Neseî, “Menâsık” 217; İbn Mâce
“Menâsık” 63; Müsned-i Ahmed, 1/215, 347, 7/376. 32 Dârimî, “Mukaddime” 24. 33 Vesâik, 365; Taberânî, Mu’cemü’l-kebîr, 8/115, 136, 138, 303; Kur’ân-ı Kerîm, 21/ 92, 23/52. 34 Ebû Dâvûd, “Menâsik” 56.